Uzay Hukuku
UZAY VE UZAY HUKUKU
1. 1. Uzayın Tanımı ve Kapsamı
Uzay kavramı uluslararası hukuk bakımından yalnızca uzay boşluğunu değil uzay boşluğu içerisinde bulunan ay ve diğer gök cisimlerini de kapsamaktadır[1]. Uzayın nerede başladığı hava sahasının ise nerede sona erdiği konusunda uluslararası hukuk bakımından mutabık kalınmış kesin bir sınır bulunmamaktadır. Kesin bir sınır belirlenememesinin en önemli nedeni 1000 km kalınlığında olan atmosferin yeryüzünden yukarı gittikçe incelmesi ve sonunda gözden kaybolmasıdır. Hava sahası ile uzay sahası arasında sınır belirlenmeye çalışılmasının en önemli nedeni devletlerin hava sahası üzerinde kendi egemenlikleri söz konusu iken uzay sahası üzerinde devletlerin herhangi bir egemenlik iddiasının söz konusu olamamasıdır.
Uzay hukuku öğretisinde bu sınırın belirlenmesi için farklı kıstasların kullanılması önerilmiştir. Bu kıstaslardan bazıları; atmosfer tabakasının sona erdiği yüksekliğin sınır olarak tespit edilmesi, yer çekiminin sona erdiği noktanın sınır olarak kabul edilmesi ya da uydu yörüngelerinin en yakın yüksekliğinin sınır olarak tespit edilmesidir. Fakat bu kıstaslardan hiçbiri kesin sınır olarak kabul edilmemiştir. Devletler bu konuda genellikle yerden yükseklik ölçütünü benimsemişlerdir[2]. Uluslararası Havacılık Federasyonu bu konuda “Karman Hattı Teorisi” ni benimsemiştir. Karman Hattı teorisine göre deniz seviyesinin 100 km yukarısı uzay olarak nitelendirilmelidir. Çünkü 100 km üstünden itibaren hava aracının kaldırma kuvveti elde edebilmesi için yörünge hızına göre daha hızlı uçması gerekmektedir.[3]
Uzay Hukuku 1957 yılında Rusya’nın Sputnik- 1 uydusunu uzaya göndermesi ile insanlık literatürüne girmiştir. Uzay hukuku kavramı uzayda insan faaliyetlerini düzenleyen düzenlemeler için kullanılmaktadır. Uzay hukukunun kuralları ve ilkeleri uluslararası anlaşmalarla ortaya konmuştur. Uzay hukukunun en önemli ilkesi Uzayın Serbestliği ilkesidir. Uluslararası anlaşmalar bu ilkenin sınırları çerçevesinde düzenlenmiştir. Uzayın serbestliği ilkesinin tek istisnası uzayın barışçıl amaçlarla kullanılmasıdır. Uzay Hukukunun amacı uluslararası iş birliği içerisinde uzayın keşfi ve kullanılması konusunda ortak menfaatlerin gerçekleştirilmesini sağlamaktır.
1.2.1.Uzay Hukukunun Temel İlkeleri
- Uzay sahası barışçıl amaçlarla kullanılmalıdır.
- Uzay sahasının barışçıl faaliyetlerle kullanımı esnasında devletler arasında uluslararası iş birliği yapılmalıdır.
- Uzay sahası bütün insanlığın ortak malıdır.
- Uzay sahası üzerinde ve gök cisimleri üzerinde hiçbir devlet egemenlik iddiasında bulunamaz[4].
- Ülkelerin uzay faaliyetleri sonucu ortaya çıkan zarardan uluslararası sorumluluğu vardır.
- Devletler uzayda zarar doğuracak faaliyetlerden kaçınmalıdır[5].
1.3. Uzay Hukukunun Kaynakları
Uzay hukukunun asli kaynakları; uluslararası uzay antlaşmaları ve uluslararası teamüllerden oluşmaktadır. Yardımcı kaynaklar ise mahkeme kararları ve doktrindir. Günümüze kadar uzay faaliyetleri sonucu yaşanan kazalardan hiçbiri mahkemeye taşınmamıştır[6].
Uzay ile ilgili uluslararası hukukta yapılan ilk düzenlemeler BM Genel Kurulu’nun 13 Aralık 1958’de “Uzayın Barışçı Kullanımı Sorunu” kararı ve 12 Aralık 1959’da “Uzayın Barışçıl Amaçlarla Kullanımı Komitesi (UNCOPUOS)”ni kurmasıdır. UNCOPUOS iki alt komiteden oluşmaktadır. Bunlardan biri Bilim ve Teknik Alt Komitesi ve Hukuk Alt Komitesidir. Hukuk komitesi uluslararası hukuk bakımından büyük önem arz etmektedir çünkü uzaya ilişkin uluslararası akitler UNCOPUOS Hukuk Alt Komitesi bünyesinde hazırlanmaktadır[7]. Özel teşebbüslerin uzay faaliyetlerinde aktif hale gelmesi ile birlikte günümüzde uzay faaliyetleri devletlerin tekelinden çıkmış ve mevcut uzay hukuku günümüz gelişmeleri karşısında yetersiz kalmıştır.
Günümüzde uzay faaliyetleri konusunda 16 tane uluslararası anlaşma mevcuttur[8]. BM bünyesinde hazırlanan 1967 tarihli Uzay Antlaşması ve Uzay Antlaşması doğrultusunda hazırlanan dört anlaşma dışında kalan anlaşmalar bazı devlet ve kurumların aralarında akdettikleri anlaşmalardır. Beş ana anlaşma dışında kalan devletler arasında akdedilen anlaşmalardan 1963 Tarihli Uzay ve Sualtı Nükleer Silah Testlerinin Yasaklanmasına İlişkin Anlaşmaya Türkiye taraf iken genel anlaşmalardan bir diğeri olan 1974 Tarihli Uydu Aracılığıyla İletilen Program Taşıyıcı Sinyallerin Dağıtımına İlişkin Sözleşmeye Türkiye taraf olarak katılmamıştır. Geriye kalan dokuz anlaşma ise kurumlara ilişkindir. Türkiye bu dokuz anlaşmanın beş tanesine taraftır. Bu anlaşmalar ise;
- 1971 Tarihli Uluslararası Telekomünikasyon Uydu Organizasyonu’na İlişkin Anlaşma,
- 1976 Tarihli Uluslararası Mobil Uydu Organizasyonuna İlişkin Sözleşme,
- 1982 Tarihli Avrupa Telekomünikasyon Uydu Organizmasının Kurulmasına İlişkin Sözleşme,
- 1983 Tarihli Meteorolojik Uyduların Kullanım ve İşletimi için bir Avrupa Organizasyonunun Kurulmasına Dair Sözleşme,
- 1992 Tarihli Uluslararası Telekomünikasyon Teşkilatı ve Buna Dair Sözleşmedir[9].
Geri kalan uluslararası anlaşmalar ise şunlardır;
- 1974 Tarihli Uydu Aracılığıyla İletilen Program Taşıyıcı Sinyallerin Dağıtımına İlişkin Sözleşme,
- 1971 Tarihli Uzay İletişiminin Uluslararası Sistem ve Organizasyonu İNTERSPUTNİK’in Kurulmasına Dair Anlaşma,
- 1975 Tarihli Avrupa Uzay Anlaşması’nın Kurulmasına İlişkin Sözleşme
- 1976 Tarihli Uzay İletişimi için Arap Şirketi Anlaşması
- 1976 Tarihli Uzayın Barışçıl Amaçlar için Keşif ve Kullanımında İşbirliğinin Yapılmasına Dair Anlaşmadır[10].
1.3.1. Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil, Uzayın Keşif ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Anlaşma (Uzay Antlaşması)
Uzay Antlaşması 10 Ekim 1967 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye ise Uzay Antlaşmasını 27 Mayıs 1968 Tarihinde onaylayarak yürürlüğe sokmuştur. Uzay Antlaşması bir önsöz ve 17 maddeden oluşmaktadır. Uzay Antlaşması uzay hukukunun anayasası olarak kabul edilmektedir. Uluslararası uzay antlaşmaları içerisinde en kapsamlı olan antlaşmadır. Bu antlaşmanın amacı taraf devletler arasında uzay sahasında yaşanması muhtemel bir silahlanma ya da uzay kaynaklarına ilişkin yarışı önleme ve uzayın barışçıl amaçlarla kullanılmasını sağlamaktır.
1.3.2. Astronotların Kurtarılması, Astronotların ve Uzaya Fırlatılmış Olan Araçların Geri Verilmeleri Hakkında Anlaşma ( Kurtarma ve İade Anlaşması)
Bu anlaşma 1967 Tarihli Uzay Antlaşmasının 5. Maddesinin akit haline getirilmesi ile oluşmuştur. 10 maddeden oluşan bu anlaşma 3 Aralık 1968 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu anlaşmaya 2006 yılında taraf olmuştur[11]. Anlaşmanın amacı uzay aracının acil, tehlikeli bir durum halinde taraf devletlerden birinin sınırları içerisine aniden iniş yapması halinde astronotların uzay aracından çıkartılarak, astronotlara yardım edilmesine ilişkin olarak devletlerin yükümlülükleri belirlemektir[12].
1.3.3. Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşme
28 Maddeden oluşan Sorumluluk Sözleşmesi 1 Eylül 1972 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu anlaşmaya 4 Mayıs 2004 tarihinden itibaren taraftır. Uzay Antlaşmasının 7. Maddesinin geliştirilmesi sonucu oluşturulmuş bir akittir[13]. Bu anlaşmaya göre uzay faaliyetini yürüten devlet herhangi bir zarara sebebiyet verirse zarar veren devlet tarafından zarar görene adil bir şekilde tazminat ödenmelidir. Bu sözleşmeye göre şayet fırlatılan cisim yeryüzünde ya da uçuş halinde olan bir uçağa çarpmışsa bu durumda kusursuz sorumluluk söz konusu olur ve zarar gören devletin zararın uzay faaliyetini gerçekleştiren devlet tarafından meydana getirildiğini ispatlamasına gerek kalmaz. Uzay cismi şayet iki veya daha fazla devlet tarafından fırlatılmışsa bu durumda bu devletler zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır. Tazminat talebi zararın meydana gelmesinden itibaren ya da zarara sebebiyet veren devletin belirlenmesinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır.[14]
Bu anlaşmanın uluslararası uzay hukuk bakımından önemi zarar, sorumluluk ve tazminat gibi hususları düzenlediği için uzay hukukunun özel hukuk karakterli ilk anlaşmasıdır. Bu niteliğinden dolayı Sorumluluk Sözleşmesi diğer uluslararası anlaşmalardan ayrılmaktadır.
1.3.4. Uzaya Fırlatılan Cisimlerin Tescili Sözleşmesi (Tescil Sözleşmesi)
12 Maddeden oluşan Tescil Sözleşmesi 15 Eylül 1976’da yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu sözleşmenin 2004 yılında tarafı olmuştur. Bu anlaşma Uzay Antlaşmasının 8. Maddesinin akit haline getirilmesi sonucu oluşmuştur. Bu sözleşmenin konusu uzay faaliyetini yürüten devlet tarafından fırlatılacak cismin BM’ye bildirilmesidir. Bu durumun sonucu olarak da herhangi bir kaza yaşanması ya da zarar ortaya çıkması durumunda zarara sebebiyet veren uzay cisminin hangi devlet tarafından uzaya fırlatıldığı tespit edilebilecektir.
1.3.5. Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma (Ay Anlaşması)
Ay Anlaşması 11 Temmuz 1984 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 21 Maddelik bu anlaşmaya Türkiye 2011 yılında taraf olmuştur. Ay Anlaşmasına uzay faaliyetlerini aktif bir şekilde yürüten devletlerden hiçbiri taraf olmamıştır. Bu anlaşma 18 devlet tarafından kabul edilmiştir. Ay Anlaşmasının sınırlı sayıda devlet tarafından kabul edilmesinin en önemli sebeplerinden biri bu anlaşmaya göre uzay faaliyetini icra eden devletler bilimsel faaliyetleri doğrultusunda Ay’da maden ya da cisimler toplayabilirler fakat sözleşmenin tarafı olan devletlerden biri bilimsel araştırmalar için bu örnekleri incelemek istediğinde uzay faaliyetini yürüten devlet kullanma konusunda müsaade gösterecektir. Bir diğer neden ise bilimsel olmayan faaliyetler konusunda ise Ay ve onun kaynakları bütün insanlığın malvarlığı olarak kabul göreceğine ilişkin hükümdür. Anlaşmanın bu maddeleri neticesinde uzay faaliyetlerinin öncüsü devletler bu anlaşmanın tarafı olmaya yanaşmamışlardır.
1.4. Türkiye’de Uzay Hukuku
Türkiye’nin şuan da mevcut ulusal bir Uzay Kanunu bulunmamaktadır ancak Türkiye’de uzay hukukunun gelişimi açısında 13 Aralık 2018 tarihinde büyük bir adım atılarak 30624 sayılı Resmi Gazete’de Türkiye Uzay Ajansı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmış ve Türkiye Uzay Ajansı kurulmuştur. 13 maddelik bu kararnamede uzay hukukuna ilişkin maddi ve usuli hükümlere değil yalnızca Türkiye Uzay Ajansı’nın teşkilatlanması ve personellerine yönelik düzenlemeler yapılmıştır[15].
13.02.2017 Tarihinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Uzay Kanunu Tasarısı TBMM’ye sunulmuştur fakat bu tasarı kanunlaştırılamamıştır[16].
1.5. Uzaya Gönderilen Araçlara Uygulanacak Hukuk
Günümüze kadar yapılan uluslararası uzay antlaşmalarının hiçbirinde uzay araçlarının uyruğuna ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Uzay hukukunda uzay araçları bakımından iki tanım vardır. Bunlardan birincisi uzay aracının tescil devletidir. Uzay hukukunda hava ve deniz hukukunda olduğu gibi herhangi bir uyrukluk ilişkisi düzenlenmediği için uzay aracı üzerinde yetki sahibi olan devlet uzay aracının kayıtlı olduğu uzay aracını fırlatan ya da uzay faaliyetlerinin kendi ülkesi tarafından organize edilmesini sağlayan tescil devletidir. Eğer uzay faaliyeti tek devlet tarafından değil birden çok ülke tarafından gerçekleştiriliyorsa bu devletlerden birinin uzay aracı bakımından tescil devleti olarak belirlenmesi gerekir[17].
Tescil devletinin uzay aracı, uzay aracının parçaları ve uzay aracının içerisinde bulunan personel üzerinde egemenlik hakkı bulunmaktadır fakat eğer uzay aracı uzay faaliyetleri sırasında bir zarara sebebiyet verirse bu zarardan yalnızca tescil devleti değil uzay aracını fırlatan devlet ya da devletlerin hepsinin bu zarar karşısında tazminat sorumluluğu doğacaktır[18].
1.6. Uzaya Yönelik Faaliyetler
Uzay hukukunu düzenleyen kurallar muhtevası itibariyle kendi içinde yasaklayıcı kurallar ve iş birliği esasına dayanan kurallar olarak ikiye ayrılır. Uzaydaki başlıca yasak kurallar, uzayda nükleer silah kullanılması, nükleer silah denemesi yapılması, uzayda askeri üs kurulması ya da askeri faaliyetler yapılmasıdır. Uzayda barışçıl amaçlarla asker ya da askeri teçhizat bulundurulması bu yasağın kapsamının dışındadır. İşbirliğini öngören kurallara ise uzay faaliyeti yürüten devletlerin tecrübe ve bilgilerini diğer ülkelerle paylaşması, Ay Anlaşması ile düzenlenen ayda yapılacak çalışmalarda iş birliğinin esas alınması, acil durum hallerinde dünyaya zorunlu iniş yapmak zorunda kalan astronotlara devletlerin yardım etme yükümlülüklerinin olmasıdır.
1.7. Uzay Hukukundan Doğan İhtilaflar
Uzay hukukunda devletler arasında genellikle hava sahası ile uzay sahası arasındaki sınırın belirlenmesi, uzayda silahlanma, silahlanma ve askeri sorunlar, uçuş ilkelerinin belirlenmesi ve uydular konusunda ihtilaflar yaşanmaktadır. Uzay hukuku konusunda devletler arasında bir anlaşmazlık yaşanması halinde genellikle siyasi ve diplomatik kanallar aracılığıyla bu ihtilaflar çözümlenmektedir. Diplomatik girişimlerin yetersiz kalması halinde ihtilafların çözümünü sağlayabilmek için uzay hukukunda çeşitli alternatif çözüm yolları üretilmeye çalışılmıştır[19].
Sorumluluk Sözleşmesi’nin 14. maddesinde tahkim yargılamasına benzer bir alternatif çözüm yolu geliştirilmiştir. Bu çözüm yoluna göre anlaşmazlığın tarafı olan devletler uyuşmazlığın çözümü konusunda bir karar vermek üzere tarafsız bir hakem seçebilecek ve uygulanacak hukuku serbestçe tayin edebileceklerdir. Hakemin vereceği karar anlaşmazlık için kesin ve bağlayıcı olacaktır. Tahkim yargılamasının bu özelliğinden dolayı taraflar herhangi bir kararın bağlayıcılığı altında kalmamak adına uyuşmazlıkları kendi aralarında çözmeye çalışmaktadırlar. Sorumluluk Sözleşmesi ile düzenlenen bu uyuşmazlık çözüm yolu günümüze kadar yalnızca bir kez kullanılmıştır. 1977 yılında Cosmos 954 isimli Rus nükleer uydusunun Kanada Devleti’nin sınırları içerisine düşmesi üzerine iki devlet arasında ortaya çıkan kriz tarafların diplomatik girişimleri sonucunda çözülmeyince taraflar bu yola başvurmuşlardır. Yapılan inceleme sonucunda Rusya’nın Kanada’ya tazminat ödemesine karar verilmiştir[20].
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Sözleşmesi’nin 17. Maddesine göre bu sözleşmenin tarafı olan ülkeler ya da taraf devletlerden biri ile ajans arasında bir uyuşmazlık yaşanması halinde taraflardan birinin talebi halinde tahkim yargılaması yapılacağı düzenlenmiştir. Günümüze kadar ESA üye ülkelerinden hiçbiri bu yola başvurmamıştır. Bu durumun en büyük sebebi de ESA üye ülkeleri aynı zamanda Avrupa Birliği üye ülkeleri olduğu için uzay faaliyetleri konusunda ortak olarak hareket etme anlayışlarının olmasıdır.
6 Aralık 2011 Tarihinde Geçici Tahkim Mahkemesi (PCA) uzay hukuku konusunda doğacak ihtilafların da bünyesinde çözülmesine karar vermiştir. PCA diğer çözüm yollarından yalnızca devletler arasındaki değil uzay faaliyetlerini yürüten üçüncü kişilerin de başvurabilmesi özelliğiyle ayrılmaktadır[21].
Günümüz koşullarında artık uzay faaliyetleri ticari bir hal almaya ve devlet tekelinden çıkmaya başlamıştır. Mevcut koşullarda özel teşebbüsler tarafından yürütülen uzay turizmi, uzay madenciliği, uzay lojistiği vb. faaliyetler nedeniyle uzay hukukundan doğacak ihtilaflar için uygulanacak daha kapsamlı özel hukuk karakterli uluslararası sözleşmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin uzaya yapılacak seyahatler sırasında yolcu ile taşıyıcı şirket arasında bir ihtilaf doğması halinde mevcut BM anlaşmaları yetersiz kalacaktır.
KAYNAKÇA
Günel, Reşat Volkan, Uluslararası Hukuk Açısından Uzay Madenciliği, Turhan Kitabevi Yayınları, Ankara, 2016.
Kurtuluş, Dilek Funda, Hava ve Uzay Hukukunda Ticari Hizmetlerden Doğan Hukuki Sorumluluk (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Başkent Ünivsersitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara, 2019.
Öz, Ayşe,Hava ve Uzay Hukukunda Tahkimin Gelişimi (Yüksek Lisans Tezi), Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara,2015.
Pazarcı, Hüseyin, Pozitif Uzay Hukuku ve Bugünkü Sorunları, Seha L. Meray'a Armağan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları: 465, Cilt 1, Ankara, 1981, s. 223-250.
Sorgucu, Ayhan, Hava ve Uzay Hukuku. 3. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015.
[1] Hüseyin Pazarcı, Pozitif Uzay Hukuku ve Bugünkü Sorunları, Seha L.Meray’a Armağan, AÜSBF Yayınları: 465, Cilt:1, 1981, s. 227.
[2] Ayşe Öz, Hava ve Uzay Hukukunda Tahkimin Gelişimi (Yüksek Lisans Tezi), Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2015, s.30.
[3] Reşat Volkan Günel, Uluslararası Hukuk Açısından Uzay Madenciliği, Turhan Kitapevi, Ankara, 2016, s.6.
[4]ABD’de gerçek ve tüzel kişilere madencilik hakkı veren 25 Kasım 2015 Tarihli yasa ile asteroid madenciliği yapan kişiler elde ettikleri kaynaklar üzerinde mülkiyet hakkına sahip olacaktır. Bu yasa ile birlikte Uzay hukukunun temel ilkelerinden biri olan devletlerin egemenlik iddiasında bulunma yasağı tartışmaya açılmıştır.
[5]Ayhan Sorgucu, Hava ve Uzay Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s.203.
[6]Öz, 32.
[7]Dilek Funda Kurtuluş, Hava ve Uzay Hukukunda Ticari Hizmetlerden Doğan Hukuki Sorumluluk (Yüksek Lisans Tezi, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2019, s.24.
[8]Kurtuluş, 25.
[9]Kurtuluş, 26.
[10]Kurtuluş, 26.
[11]07.10.2006 Tarihli Resmi Gazete, s.26312.
[12]Kurtuluş, 29.
[13]Günel, 24.
[14]Kurtuluş, 33-34.
[15]Bkz.13.12.2018 tarih ve 30624 sayılı Resmi Gazete, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Sayısı:23.
[16]Bkz. https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem26/yil01/ss466.pdf
[17]Bkz. Tescil Sözleşmesi m.2/2.
[18]Kurtuluş, 57.
[19]Öz, 59.
[20]Öz, 60.
